
Herkesi Mutlu Etmeye Çalışırken Kendimizi Unutuyor Olabilir Miyiz?
Son zamanlarda kendinizle ilgili fark ettiğiniz ve değiştirmek istediğiniz bir şeyler var mı?
Belki de bir süredir istemediğiniz halde bazı şeylere "evet" dediğinizi fark ediyorsunuzdur. Birini üzmemek, yanlış anlaşılmamak ya da kalp kırmamak için kendi isteklerinizi geri plana atıyor olabilirsiniz. İlk bakışta bu, düşünceli ve nazik bir davranış gibi görünebilir. Ancak zamanla insanı yormaya başlayabilir. ☁️
Birçoğumuz başkalarının ihtiyaçlarını anlamaya ve karşılamaya oldukça fazla enerji harcıyoruz. Arkadaşlarımız, ailemiz, işimiz, sorumluluklarımız... Fakat bazen tüm bu çabanın içinde kendi ihtiyaçlarımızı duymayı unutabiliyoruz.
İstemediğimiz bir planı kabul etmek, yorgun olsak bile yardım etmeye çalışmak, dinlenmeye ihtiyaç duyarken üretken olmaya zorlamak... Bunların hepsi zaman zaman hepimizin yaptığı şeyler. Sorun ise bunların alışkanlık haline gelmesi.
Neden "Hayır" Demekte Zorlanıyoruz?
"Hayır" demek çoğu zaman sadece bir kelime söylemekten ibaret değildir.
Bazen insanların bizi bencil bulacağından korkarız. Bazen karşı tarafın üzüleceğini düşünürüz. Bazen de herkes tarafından sevilen ve takdir edilen kişi olmak isteriz.
Sevilmek, kabul görmek ve ait hissetmek istemek oldukça insani bir ihtiyaçtır. Ancak bu ihtiyaç, zamanla kendi sınırlarımızı görmezden gelmemize neden olabilir.
Bu yüzden istemediğimiz halde "evet" demek daha kolay gelir.
Ancak her "evet", aslında başka bir şeye de "hayır" demektir. Başkalarına ayırdığımız zaman arttıkça, kendimize ayırdığımız zaman azalabilir.
Kendimizi Dinlemeyi Öğrenmek
Büyümek belki de her şeye yetişmeye çalışmak değil, neye yetişemeyeceğimizi kabul etmeyi öğrenmektir.
Her zaman güçlü olmak zorunda değiliz.
Her zaman müsait olmak zorunda değiliz.
Her zaman anlayış gösteren taraf olmak zorunda değiliz.
Bazen sadece yorgun olduğumuzu kabul etmek bile büyük bir adımdır. 🤍
Kendimizi dinlemek; ihtiyaçlarımızı fark etmek, sınırlarımızı tanımak ve içimizden gelen sesi bastırmamak anlamına gelir. Bu her zaman kolay olmayabilir ama zamanla insanı hafifleten bir alışkanlığa dönüşebilir.
Çünkü bir süre sonra insan, gerçekten ne hissettiğini ya da ne istediğini geri plana atmaya başlayabilir. Başkalarının beklentileri arasında kendi sesimizi duymak zorlaşabilir.
Sınır Koymak Bir Duvar Örmek Değildir
Sınır koymak çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Oysa sınırlar insanları hayatımızdan çıkarmak değil, ilişkilerimizi daha sağlıklı hale getirmektir. Bir daveti reddetmek, dinlenmek için zaman istemek ya da bir konuda fikrimizi açıkça söylemek kaba olmak anlamına gelmez.
Tam tersine, kendimize duyduğumuz saygının bir göstergesi olabilir.
Belki de mesele herkesi düşünmemiz değil.
Bazen kendimizi listenin en sonuna yazıyor olmamız.
Bir arkadaşımız yorulduğunda dinlenmesini söylerken, aynı anlayışı kendimize göstermekte zorlanabiliyoruz. Başkalarının sınırlarına saygı duyarken kendi sınırlarımızı görmezden gelebiliyoruz. Kendimizi sürekli ertelemek ise zamanla hem zihinsel hem de duygusal olarak yorucu hale gelebiliyor.
Kendine öncelik vermek bencil olmak değildir. Kendi ihtiyaçlarını fark etmek, dinlenmek istemek ya da bazen "hayır" diyebilmek; kendine gösterdiğin özenin bir parçasıdır.
Çünkü kendimizi de en az sevdiğimiz insanlar kadar önemsemeyi hak ediyoruz. 🤍
Belki bugün kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:
Başkalarına gösterdiğim anlayışı kendime de gösterebiliyor muyum?


